Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Sayın bakan, ABD’nin en yetkili ağızları dahi, “Büyük Ortadoğu Projesinin, 27 İslam ülkesini Amerika’nın çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn edip parçalamayı ve kontrol altına almayı hedeflediği” anlamına gelen açıklamalar yapmadılar mı? Dikkat edin bu zihniyet sahipleri ile şu anda kol kolasınız…
Sizin hakkını savunduğunuz, Esad’ın elinden kurtarmaya çalıştığınız SURİYE HALKI’nın ne hikmetse şu anda Türkiye’ye verdikleri destek en alt seviyede. Bu size de düşündürücü gelmiyor mu? (Kaynak: TESEV’in Arap Baharı Raporu)
Suriye halkının sözde özgürlüğü için harcadığınız bunca enerjinin yüzde birini de hak ve adalet adına bir yıldan aşkındır meydanlarda haklarını demokratik yollarla talep eden Bahreyn halkı ve Yemen halkı için de harcadınız mı Allah aşkına?
Oysa Suriye’ye onlarca silahlı terör gruplar gönderildiği malumunuz, Bahreyn’deki silahsız ve tamamen sivil itaatsizliği bastırmak için Bahreyn yönetimince silah kullanıldığı da malumunuz. Ama sanki orada ölenler Allahu ekber demiyorlar, yurtlarından kovulmuyorlar, tanklar ile ezilmiyorlar gibi bakıyorsunuz. Bu bakışınızın sebebi nedir acaba?
Sayın Davutoğlu, bu gün ve bu halde, birlikte yol arkadaşlığı yaptığınız ve tarihleri “emperyalist faaliyetlerle dolu” ülkelere Esed “TAMAM” derse ne olur? Allaha and olsun ki bu karışıklar, bu toz dumanlar bir günde biter. Bunu siz de çok iyi biliyorsun… Tek sebep İlahi direnişi kırmak! Gerçekten bunu göremiyor musunuz, yoksa görmek mi istemiyorsunuz?
Suriye’deki ölümlerin, olumsuzlukların, her şeyin asıl sorumlusunun Esed olduğunu kabul etsek dahi, (hani Suriye meselesi bizim iç işlerimizdir denilmişti ya) şu anda sizin Suriye ile ilgili içinde yer aldığınız, öncü birliğine ve gönüllü yoldaşlığına soyunduğunuz cephenin sicili çok mu temiz? Onların işledikleri cinayetler, sahip oldukları güçlerinin gölgesinde mi kaldı?
Dünyadaki Sünnisiye Şiası ile tüm Müslümanların yeminli düşmanları olan AB/D, İsrail ve onun yerel işbirlikçileri olan Suudi Arabistan, Katar ile aynı cephede yer almanızı ne ile açıklaya bilirsin? Onlar ki Afganistan’da Irak’ta Somali’de Keşmir’de yani nerede bir kan ve gözyaşı varsa onun tek sebebidirler. Sizin, “hak ve adalet” söyleminizle bu cephede yer almanız hangi hakka sığar? Esad, bunlardan daha da mı zalim? Ki düne kadar kardeşinizdi! “Stratejik derinlik” dediğiniz bu mu?
Sayın Bakan, şurası bilinmeli ve anlaşılmalıdır ki, artık halklar en az yöneticiler kadar oynanan oyunların farkındalar. Bunun delili Suriye halkının Türkiye’ye desteğinin dibe vurmasıdır. Bizleri sürüklediğiniz bu kaostan en çok etkilenen yine bizlerin olacağını unutmayınız….
Sizin iddianız diktatörler karşı olmaksa, şu anda kuzu sarması olduğunuz Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn emiri Hamad Bin İsa El Halife, Yemen cumhurbaşkanı Salih (yada yerine seçilen yeni cumhurbaşkanı) diktatör değil de nedirler peki?
Galiba sizin nezdiniz de diktatör değiller. Yoksa bir çift laf da onlar için ederdiniz. O halde öldürdükleri insanlar ayrılıkçı ve fitneciler oluyor değil mi? Zaten öyle olmasa idi gelişmiş silahları, halkı öldürmeleri için Bahreyn’e satmazdınız…
Sayın Bakan, Kürecik'e radar üssü kime karşı ve kimin güvenliği için kuruldu? Hani İsrail ile sorununuz vardı. Ama herkese malum oldu ki bu radarın kurulmasının tek nedeni İsrail’i korumak… Ki radarı da isteyen bizzat sizsiniz…
İşin aslı İran, Suriye, Hizbullah ve Hamas direniş eksenini zayıflatmak ve Suriye’yi bu halkadan ayırmak istiyorlar/açık söylemek gerekiyorsa istiyorsunuz. Yani Direniş Cephesini dağıtmak peşindeler ki bu direnişimin karşısında duran dokuz yiğidimizi şehid eden İsrail’dir. Hatırlatmamıza izin verin!..
Suriye'deki olaylarda Amerika ve İsrail ve yerli işbirlikçileri, muhalifleri desteklemektedir. Türkiye de muhaliflerin safındadır. Fakat bu cephenin Yemen, Bahreyn ve Suudi Arabistan tutumu tam bir iki yüzlülük değil de nedir?
Sizin bu anlaşılmaz, akla zarar tutumunuz ne ile açıklanabilir? “ İslam dünyasının kalbine bir kanser gibi yerleştirilen Siyonist İsrail rejimin varlığını güvence altına alacak her şey “mubahtır” tezi ile mi?
Sayın Davutoğlu, İslam dünyasında sözde demokrasi ve insan hakları adı altında yeni dizaynlar yaparak, Amerikancı Müslümanların oluşturduğu ... yeni "model" devletler, rejimler ve hükümetler üretmek isteyen bu müstekbirlerin neden taşeronluğunu yapıyorsunuz?
Eğer Şam yönetimine yüklenen ve başından beri muhalefete ve muhalefetin silahlı gruplarına destek veren ülkeler, Suriye'de istikrar, barış ve demokrasi için uğraşmış olsaydılar, emin olun sorunların büyük bölümü çözülmüş olurdu.
Belli ki birilerinin burada gönüllü askeri olunmuş. Aksi halde dünyada yaşanan tüm zulümler karşı durulurdu –Bahreyn ve Yemen’deki diktatörlerde- oysa söz oralara gelindiğinde dut yemiş bülbüle dönülüyor.
Hangi güçlerin ARZULARI, BASKILARI, TEHDİTLERİ, ÇIKARLARI, AMAÇLARI ve DAYATMALAR doğrultusunda bu çifte standart tutum ve davranışa yöneldiğinizi artık bu halka açıklama zamanı gelmedi mi?
Suriye olaylarının ortaya çıkmasından, büyümesinde, derinleşmesinden, kan ve gözyaşının akmasında kimlerin eli varsa onlar Mahkemeyi Kübra’da hesap verecekler umarım tez zamanda bu hatalardan dönülür. Aksi durumda zaman rüzgârın tersten estiğine şahit olacaktır.
Batı emperyal güçlerin hakim kılmak istediği liberal demokrasi adına Suriye’de iç savaşa giden bir sürece açıkça desteklemeniz çıkacak bölgesel bir iç savaş, Türkiye’nin de güvenliğini doğrudan tehdit etmez mi?
Sayın Davutoğlu, görünen o ki minare kılıfa sığmıyor artık. Terörist grupların ellerinde Türk malı silahların olduğu ajanslara düştü. Siz bu silahları ne adına ve kimin isteği ile verdiniz? Bu silahların verilmesindeki amacınız nedir? Yine tekrar ediyorum: “Stratejik derinlik” bunu mu gerektiriyor?
Artık bir karar verin ve bu da halka açıklayınız KUTSAL DİRENİŞ cephesi olan Hamas, Lübnan, İran ve Irak ile beraber “HAK” ın mı yanındasınız? Yoksa Müslümanların ve İslam’ın yeminli düşmanlarının mı?
Mert Toprak
haberehli.com